AKP 12 Eylül'le Hesaplaşmıyor, Selamlaşıyor!
26.08.2010
|
![]()
Türkiye 12 Eylül 2010'da referanduma gidiyor. Referandumda oylamaya sunulacak olan anayasa paketi şimdiden bütün kesimlerin tartışma konusu oldu. Anayasanın baş mimarı AKP iktidarının, bu anayasa değişiminde iktidarını pekiştirmek ve sermayedarların ihtiyaçlarını gidermek gibi bir niyeti olduğu aşikar.Halka ve öğrenciye düşman bu anayasanın kabul ettirilmesi için de hayli uğraşmakta ve bolca yalanlar söylemekteler.
KOLEKTİF BASIN MERKEZİ
AKP'nin bu süreçteki en büyük propaganda aracı, sıkça karşımıza çıkan demokrasi söylemleri.Yeni anayasa ile birlikte 12 Eylül ile hesaplaşılacağı ve darbecilerin yargılanacağı yalanını utanmadan gözyaşları içinde dillendiren AKP, mevcut değişikliklerle darbecilerin yargılanamayacağını çok iyi biliyor.Darbecilerin yargılanmasını engelleyecek olan 'zaman aşımı', ancak darbelerin insanlık suçu sayılması durumunda etkisiz hale geliyor ve AKP'nin anayasası böyle bir değişikliği içermiyor. İktidarının son bir yılında yaptığı icraatlar ve söylemleri AKP'nin sahte demokratlığını gözler önüne sermeye yetiyor aslında.2009 1 Mayıs'ındaki devlet terörü, greve çıkan kamu emekçilerine gözaltılar, bütün bir ülkede meşruluğu tartışılmaz bir direnişi yürüten tekel işçilerine yapılan saldırılar, parasız eğitim-parasız ulaşım hakkı mücadelesi veren üniversitelilere meclis kürsülerinden yapılan “akıllı olun-adaplı olun” tehditleri bunlardan birkaçı. 12 Eylül'ün katlettiği devrimciler için sahte gözyaşları döken Tayyip Erdoğan; Samsun'da 1 Haziran günü uzun namlulu silahlarla öğrenci evlerine, darbe günlerini aratmayacak şekilde, baskın yaptıran ve iki ayı aşkın bir süredir üniversitelileri cezaevinde tutan Tayyip Erdoğan'ın aynısı.Üstelik buna sebep olarak gösterilen deliller; Deniz Gezmiş posterleri,Mahir Çayan'ın kitapları. Alevilerin ve Kürtlerin isimlerini ağzından düşürmeyen AKP iktidarı, yeni anayasasına ne Kürtlerle ilgili ne de Alevilerle ilgili bir madde koymuş durumda.'Kürt açılımı' olarak başlayan, 'demokratik açılım' biçimini alan ve son haliyle 'milli birlik ve kardeşlik' projesine dönüşen içi boş atılım; Kürt halkına doğrultulan silahlarla, devlet terörüyle ve yok sayma ile sona erdi. Üniversiteli Kürt öğrencilerin öldürülmesi, her gün evlere yapılan baskınlar, son olarak Hatay'da şahit olunan saldırgan tutum, AKP'nin demokrasiden ne anladığını gözler önüne seriyor.Zorunlu din derslerinin kaldırılmasıyla alakalı bir hükmün de yer almadığı anayasa değişikliği, Kürtlere de Alevilere de AKP demokrasisinden bir parça bile vermiyor. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının güçlendirilmesi yalanlarıyla servis ettiği maddeler ise; AKP'nin, kendisine sürekli ayak bağı olan yargıyı denetim altına almasının ve yüksek yargı organlarına kendi kadrolarını atayabilmesinin önünü açıyor. AKP'nin özelleştirmeler ve örneklerini bu sene Ankara ve İstanbul'da yaşadığımız kamusal hizmetlerin pahalılaştırılması gibi halk düşmanı icraatlarında ayağına bağ olan yargı, yeni düzenleme ile birlikte adeta bu yönleri tırpanlanarak etkisiz hale getiriliyor. Hazırladığı 'evet demek için 40 neden' broşüründe; “evet demek, Mahkemelerin 'yerindelik denetimi' yapamayacağına 'evet' demektir.” cümlesiyle adeta müjdelediği bu yasa değişikliği daha fazla özelleştirme daha fazla zam anlamına geliyor. Çünkü bu yasa değişikliği, mahkemelerin özelleştirmeler ve zamlarla ilgili 'kamu yararı' ve 'sosyal adalet' gerekçeleri ile verdiği iptal kararlarının önünü tıkıyor. AKP 12 Eylül'le hesaplaşmıyor, selamlaşıyor! 12 Eylül anayasasının yerine yepyeni bir anayasa getirdiğini iddia eden AKP iktidarı,12 Eylül darbesinin hiçbir kurumunu ortadan kaldırmıyor. YÖK, HSYK gibi halkı ve öğrencileri denetim altına almak amacıyla kurulmuş olan birçok kurum AKP'nin anayasasında varlığını sürdürüyor. Kendi kadrolarını atayabilmesi AKP'nin bu kurumları demokratikleştirmesi için yeterli(!).Sadece üst yöneticileri değişen bu kurumlar, sermayenin ve AKP'nin ihtiyaçlarına göre güncellenerek yapısını korumaya devam ediyor. Demokratik bir anayasa için üniversitelilerin acil talepleri var! Demokratik bir anayasa için 12 Eylül kurumlarının ortadan kaldırılması gerekiyor. Üniversiteler için bir baskı aracı,denetim mekanizması olan ve bugün üniversitenin piyasalaştırılmasının önemli adımlarını atan YÖK, demokratik anayasanın önündeki ilk büyük engel olma özelliğini koruyor.Her sene üniversitelilere binlerce soruşturma açan, yüzlercesinin eğitim hakkını elinden alan, üniversiteyi yurdundan kantinine kadar piyasalaştıran ve harçlarla paralılaştıran YÖK kaldırılmadığı sürece üniversitelilerin bu anayasaya HAYIR demekten başka şansı yok. Her yıl onlarca can alan, aileleri dağıtan, binlerce öğrencinin harç yatıramadığı için üniversiteli olamadığı paralı eğitim sistemi; eğitimi metalaştırarak bir hak olmaktan çıkarıyor. Biz üniversiteliler parasız eğitim hakkını güvence altına almayan AKP anayasasını kabul etmiyoruz. Eğitim hakkımız için HAYIR diyoruz. AKP, her söylemini demokrasi kelimesiyle süslüyor. Fakat ne halka ne üniversiteye demokrasi getiriyor bu anayasa değişikliği. Rektör seçimlerinden, üniversitenin en basit karar süreçlerine kadar hiçbir alanda öğrencinin ve üniversite çalışanının söz hakkı yok.Demokratik bir anayasa ve üniversite için biz üniversiteliler, üniversitemizde SÖZ-YETKİ-KARAR hakkı istiyoruz.Bu hakkımızı bizlere tanımak bir yana elimizdekini de bizden almaya çalışan anayasa değişikliğine HAYIR diyoruz.
|
