Babası Tekel Direnişçisi Olan Üniversiteliyle Röportaj


Yazıyı büyüt Yazıyı küçült 16.02.2010

Tekel işçileri 2 ayı geçkin süredir Ankara sokaklarındalar. Memleketlerini, evlerini bırakarak günlerdir çadırlarda kalan tekel işçilerinin aileleri ne yapıyor peki. Çoğunluğu evlerini daha doğrusu hayatlarını Sakarya caddesine taşımışlar, aileleriyle eşleriyle çoluk çocuk direniyorlar. Biz de İTÜ’ de Sibel Karaman isimli babası tekel işçisi olan üniversiteli arkadaşımızla tekel direnişi üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.




*Merhaba Sibel. Tekel direnişinin sürecini nereden itibaren takip etmeye başladın, baban ne zamandır sürecin içinde?


Başından beri direnişi takip ediyorum. Babam da ilk günden itibaren Ankara’ daydı.



*Sen bu direnişin başlarında neler düşünüyordun? Günlerce sürmesi senin düşüncelerini nasıl etkiledi, neler düşündürdü?


Bir gün süreceğini, babamın tek günlüğüne gidip geleceğini düşünüyordum. Kalmasına şaşırdım, bu kadar uzun sürmesine de. Özellikle polis saldırısı bizleri baya korkuttu fakat Sakarya caddesine çadırların açılması onlara olan inancımı arttırdı. İşçi sınıfının bir şeyler yapacağını düşündüm. Bunlar düşünülürken; Başbakanın açıklamaları direnç kırıcıydı. Ama Ankara’ ya yanlarına gidince aslında onların direncinin kırılamayacağını anladım ve ilk baştan Ankara’ ya gitmeyenler de sonraki günlerde direniş sürdükçe oraya gitmeye başladılar.


*Peki, Ankara’ da olmak sana neler hissettirdi?


Orada yaşanılanları anlatmaya kelimelerim yetmez. Onca günden sonra bıkanların olabileceğini düşünüyordum ama akşam 5’ te Türk-İş önünde slogan atılırken bitkinlik bir yana o kadar canlıydılar ki… Belki vereceğim birkaç örnek tekel işçilerinin nasıl bu kadar dirençli olabildiklerini kısmen de olsa açıklayabilir. Çadırkent’ te 3 öğretmen görmüştüm. Bir kadın öğretmen her gün yanına birini alıp geliyormuş. Çalıştığı okulun müdürü de büyük bir torba fındık, çorap vs göndermiş. Ertesi gün ise öğrenci grupları geldiler. Onlarda sürekli oradaymışlar ve çay demleyip dağıtıyorlarmış. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim; Halkevleri’ nin direnişin en başından beri çadırları orada ve soğuğa, kara aldırış etmeden tekel işçileriyle birlikte kalıyorlar. Ayrıca yetkililerin! dedikleri gibi esnafın çadırlardan vs bir rahatsızlığı yok. Aksine hepsinin büyük bir desteği var. Kimi elektrik verip UFO ile ısınmalarına yardımcı oluyor, kimi mekanının bir katını işçilerin yatmaları için onlara ayırıyor ve hepsinin kapısında camında “tekel işçilerini destekliyoruz” yazısı var. Kadınlar evlerinde yaptıkları bir tabak çorbayı bile onlara getiriyorlar. Bir amca “sabah 7’ den akşam 12’ ye kadar buradayım” diyor. Tekel işçilerine “Siz burada soğukta otururken ben evimde duramıyorum” diyor. Bu beni baya etkilemişti.


*Babanın tekel işçisi olması seni elbette diğer arkadaşlarından daha duyarlı kılmıştır ama sence üniversiteliler bu duruma nasıl bakıyor?



Herkes destekleyip hak veriyor. Bazıları iş verildiği halde “ne istiyorlar?” diyor ama 4/C yi öğrendiklerinde “evet haklılar” diyorlar. Aslında üniversitelilerin çoğunluğu( yapan öğrenci grupları dışında) pek tepkisel davranmıyor.



“Ne yapabilirler sence üniversiteliler?


İmkânları dâhilinde Ankara’ ya gidebilirler, sokaklara çıkabilirler. Mesela üniversitedeki kulüpler bu noktada etkin olabilirler bence. Kendi yetenek ve imkânları doğrultusunda tekel işçileri için gösterimler vs yapabilir bir şeyler sergileyebilirler.


*İşçi mücadelesi açısından oldukça önemli bir dönemdeyiz. Yaklaşık 20 yıldır böyle bir direniş görülmemişti. Türkiye tarihinin en uzun oturma eylemi yaşanıyor. Bu senin üniversiteli olarak işçi mücadelesine bakışını nasıl etkiledi?


Bu olaydan önce de işçilerin birleşince bir şeyler yapacaklarına dair inancım vardı. Bence bu yaşananlar hâkim olan “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” fikrini değiştirdi en azından bir kesim için. İnsanlar bir gün sıranın kendilerine geleceğini ve uzak bir gün olmadığını gördüler. Biz üniversitelilerin kaderi de çok farklı değil aslında. Bu direniş insanların uyanmasını ve direnmeyi hatırlamasını sağladı.



*Şimdi gelelim son sorumuza. Tekel direnişinde en öne çıkan kadınlardı. Ön saflardalardı hep. Bir kadın olarak sen ne düşünüyordun nasıl değerlendiriyorsun bu durumu?



Kadınlar toplumumuzda eve hapsolmuş durumdalar. Hak arama noktasında da öğrenciler dışında sokağa çıkıp eylem vs yapan kadınlara rastlanmıyor. Kadınların sokaklara çıkıp, bağırabileceklerini, ne kadar dayanıklı olduklarını görmüş olduk. Bu beni çok en çok heyecanlandıran şeylerden biri oldu.


  • Keyifli sohbet için teşekkürler Sibel…”




KOLEKTİF BASIN MERKEZİ